16 Ağustos 2017 Çarşamba

Gecikmeli Temmuz Favorileri

Selamlar
Temmuz favorileri yazısını yazmayı unuttuğumu Ağustos'un ortasında fark etmem biraz manidar olsa da bir görev bilinciyle yazmalıyım diye düşündüm, siz ne dersiniz bilemem tabii.

Temmuz'da daha önce izlemediğim ve ay içinde izleyip çok beğendiğim bir film olmadı, o yüzden geçtiğimiz aylarda izleyip çok sevdiğim Life'ı tekrar izledim.
Sinemada ki kadar etkileyici olmasa da yine sıkılmadan izlediğimi söyleyebilirim.
Konusu çok aman aman değil, bu tip filmler çokça yapıldı ama filmin işlenme tarzı ilk izlediğimde de çok hoşuma gitmişti, gergin bir şekilde kendini izleten ve sıkmayan bir yapım.

Film Mars'ta bulunan örneği teslim alıp inceleyen 6 astronotun başından geçenleri anlatıyor.

Mars'ta biyolojik özellikler gösteren bir örnek bulunuyor, laboratuvarda incelenirken bunun canlı olduğu anlaşılıyor ve böylece Mars'ta yaşam var mı sorusuna yanıt buluyorlar, yada onlar öyle sanıyor.
Bu küçük Marslı arkadaş gün geçtikçe büyümeye başlıyor ve büyümeye başladıkça olaylar ufaktan kontrolden çıkıyor.
Film asıl bu noktadan sonra başlıyor, izlemeyen varsa tavsiye ederim. :)



Dizi tavsiyem ise Sleepy Hollow'dan yana olacak.
Bunun Jonny Depp'li olan film versiyonunu izleyen varsa az çok kafasında bir şey şekillenebilir ama dizi versiyonu çok daha iyi bence.
Başsız süvari efsanesini biraz daha farklı ele almışlar.
Yabancı dizilerin tek falsosu olan devasa dizi aralarından mütevellit bir ara bırakmıştım izlemeyi ama bu ara tekrar başladım, izleyin ve izletin.




Temmuz ayının müzik kategorisinde ki favorisi ise Bastille - Blame 

11 Ağustos 2017 Cuma

Bir Takım Tezatlıklar Silsilesi

Hem herkesin okuduğu hemde yalnız hissettiren bir yerde yazmak tuhaf.
Böyle kendi kendime konuşuyormuşum gibi hissediyorum, sanki bu iç sesimmiş gibi.
Ama işin aslı böyle değil tabii ki.
Tanıdık tanımadık bir çok kişiye ulaşıyorum ve bu duruma hala pek alışabildiğim söylenemez, burası benim iç dünyama benziyor, biraz melankolik, biraz neşeli, biraz alışılmadık, biraz sıradan.

Sözlü iletişimi zayıf biri olsam da yazmak her zaman çok rahatlatıcı.
Duygu ve düşüncelerini detaylıca tasvir etmek, sesli bir şekilde 2-3 kelam etmekten daha tatmin edici.
Ama bazen konuşmak istiyorum.
Kendimi anlatmak, anlaşılmak istiyorum.
Ama tabii tek konuşan, anlatan olmak duvara konuşmaktan farksız.
İşitmek istiyorum.
Bazen insanların tek ihtiyacı bu oluyor.
Su gibi, ekmek gibi bir şey bu.
İnsanın ruhunu kurutuyor sessizlik.