3 Temmuz 2017 Pazartesi

No More Excuses

Ne zaman tüm bahanelerinizi bir kenara bırakıp aklınızdaki şeyleri uygulamaya koyuldunuz?
Bir süredir bunu düşünüyorum.
Gerçekten içimizden geldiği gibi mi yaşıyoruz?
Yoksa olması gerektiği gibi mi?
Ya da korkularımızın ardına sığınıp hayatı erteliyor muyuz?

Güya tatil fakat o, bu, şu derken hala bir yerlere gidemedim.
"Giderim yea" diye diye yaz bitecek ama benim evden dışarı adımımı atacak dermanım yok.
"Bu yüzden hemmen silkelenip kendime gelmeliyim." dedim ve sonunda tatil için yer ayırttım.

Bu arada yaz mevsimiyle aram "evladım olsa eldivenle severim" tadında olduğundan bu aylarda evde bulunmak tam anlamıyla cehennem simülasyonu gibi.
Tek artı yönü deniz.
Yüzmeyi pek bir sevdiğimden ne zaman yaz gelse ve denizde fotoğraf paylaşmalar başlasa azıcık bir içleniyorum.
İki kulaç atmak, plajda midye dolma-bira ikilisiyle keyif çatıp, yeni bir kitaba başlamak favorilerimden.

Bunlar haricinde ı-ıh, bizımla deyılsın summer.
Özellikle son bir kaç gündür evin içi adeta bir sauna, efendime söyleyeyim bir hamam.
Hayır salonun ortasına göbek taşı koydurup tellak bulsam iki kese attırıcam.
Bildiğin kış ayı gibi buhar oluyor ama bu sefer soğuktan değil kaynar sıcaktan.

Sizi bilmem dostlar ama kış en iyisi, en karakterli mevsim.
Kurban olayım kara, yağmura be.
İki takıp takıştırıyosun, battaniye falan ısınıyosun ama bu yaz mevsimi öyle mi?
Leş gibi terle, duş al, kurulanırken terle.
Uyku haram zaten, köpek gibi dil dışarda uyanıp soluğu buzdolabının önünde alıyorum.
Halsizlik de cabası
Tam pislik ya.

Neyse, bu kadar dert yandığım yeter. :)
Herkese mutlu ve serin haftalar dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder